Malezya'da herkes gülüyor (havalimanı hariç)

19 Temmuz 2026 #malezya 5 dk

Türkiye’den çıkıp uzun süre gezince fark ediyorsunuz: her ülkenin bir yüz ifadesi var. Malezya’nınki gülümseme. Abartmıyorum; Kuala Lumpur sokaklarında adres sorduğum herkes, istisnasız herkes, işini gücünü bırakıp uzun uzun anlattı. Hem de öyle “şuradan düz git” diye değil; telefonunu çıkaran, haritayı açan, gerekirse birkaç adım benimle yürüyen insanlar bunlar.

Türkiye’de de misafirperverlik var elbette, oradan geliyorum, biliyorum. Ama Türkiye’den sonra bir halkın bu kadar gülümsediğini görmek beni gerçekten şaşırttı. Sanki herkesin default yüz ifadesi güler yüz; asık surat için ekstra efor gerekiyor.

Kuralın geçmediği tek yer

Bir istisna var: Kuala Lumpur Havalimanı, namıdiğer KLIA. Bu havalimanını iyi tanıyorum çünkü sadece KL gezimde değil, daha önceki Bali ve Bangkok uçuşlarımda da aktarma noktası olarak kullandım. Üç ziyaret, üç kere aynı izlenim: sanki ülkenin bütün asık suratlıları toplanıp tek binaya atanmış.

Pasaport kontrolünde kimse yüzünüze bakmıyor, bir şey sorduğunuzda cevap kısa ve isteksiz. Dışarıdaki Malezya ile içerideki Malezya arasında öyle bir kontrast var ki, insan kapıdan çıkınca ülkenin gerçek sürümüne güncellenmiş gibi hissediyor. Neyse ki havalimanı ülkenin lobisi, evi değil.

Rengin ve müziğin tapınağı

KL’de bir Hindu tapınağına denk geldim ve plansızca girdim; en iyi gezi kararlarım hep böyle plansız olanlar zaten. İçeri adım attığım an durakladım: tavan boydan boya mandala desenleri, sütunlar rengârenk figürlerle dolu, altın, turkuaz, pembe, yeşil; aklınıza gelen her renk ve her türlü motif aynı çatının altında. Bizim coğrafyada mabet deyince akla sadelik, taş ve loş bir huzur gelir. Burada tam tersi: ibadet yeri aynı zamanda bir renk şöleni.

Sonra bir adam elinde zurnaya benzeyen bir çalgıyla gelip çalmaya başladı. Ben de yere, o ayna gibi parlayan zeminin üstüne bağdaş kurup dinledim. Beş dakika derken yarım saat olmuş. Turist olarak girdiğim yerden, garip bir huzurla çıktım. Demek ki ibadet ve huzur için de zurna çalıp dinliyorlar. Peki bu kadar renk neyden geliyor acaba? Sonradan biraz okudum: bu tapınaklar, güney Hindistan’dan Malezya’ya göçen Tamil toplulukların yüzyıllar önce beraberinde getirdiği Dravid mimarisinin devamıymış; o rengârenk figürlerin her biri ayrı bir efsanenin, ayrı bir hikâyenin sureti. Dinde bu kadar renkli motif kullanılmasının sebebi acaba bu mudur; her inanışın, her anlatının kendi yüzüyle, kendi rengiyle tavanda yer bulması? Bilmiyorum. Ama o tavanın altında bağdaş kurup geçirdiğim yarım saat, cevabını bilmediğim sorularla dolu güzel bir yarım saatti.

Aklımda kalan

KL’den sonra rota güneye, Johor Bahru üzerinden Singapur’a uzandı; o kısım kendi yazısını hak etti, orayı ayrıca yazdım. Ama bu gezide aklımda kalan şey bir gökdelen değil; yol sorduğumda durup benimle ilgilenen, üstüne bir de gülümseyen insanlar. Bir ülkeyi harita üstünde gökdelenler tanıtıyor olabilir ama hafızada tutan şey güler yüz.

yunus@seyir-defteri: ~
seyir-defteri v2.0: statik ama çenesi düşük bir site. 'help' yaz, yolunu bul. ipucu: Tab tamamlar, ↑ geçmişi getirir. kapatmak için: exit ya da Esc
➜~
paylaş
story kartı · 9:16
WhatsApp'ta gönder Telegram'da gönder X'te paylaş