Hirayama her sabah aynı saatte kalkıyor, bitkilerini suluyor, kaset çalarında eski şarkılar dinleyerek Tokyo'nun umumi tuvaletlerini temizlemeye gidiyor. Film boyunca 'büyük' hiçbir şey olmuyor. Ama iki saat sonunda salondan çıkarken hayatınızdaki gürültünün ne kadarının gereksiz olduğunu düşünüyorsunuz.
Gezmeyle ilgisi ne? Şu: bu film 'bir yeri görmek' ile 'bir yerde yaşamak' arasındaki farkı anlatıyor. Hirayama Tokyo'nun en meşhur hiçbir yerine gitmiyor ama şehri herkesten iyi tanıyor. İyi gezginlik biraz da bu galiba.
Kime tavsiye ederim: Dönüş uçağında izleyin; tatil bitti hüznünü 'rutin de güzelmiş' duygusuna çeviriyor.
raftan benzerleri
The Odyssey
Christopher Nolan
Nolan mitolojiye el atarsa ne olur sorusunun cevabı. Salondan çıktım, hâlâ denizdeyim.
Lost in Translation
Sofia Coppola
Tokyo'ya gitmeden önce izle, döndükten sonra bir daha izle. İki ayrı film göreceksin.
The Secret Life of Walter Mitty
Ben Stiller
Klişe mi? Evet. Bilet aldıran film mi? O da evet.